Katliamlara hayır

 Katliamlara hayır

Türkiye makus talihiyle kanlı bir senaryonun ortasında debeleniyor. Yerel iktidar sahipleri ve uluslararası emperyalist güçler anlaşılan o ki bu toprakları güç ve para uğruna kanla yıkayacaklar. Türkiye hiç bir dönemde olmadığı kadar karanlığa gömülme yolunda ilerliyor. On dört senelik AKP iktidarının Türkiye’yi getirdiği yerde korku, boyun eğdirme, yasaklar, tutuklamalar, ülkeden kaçma, bölünme korkusu, iç savaş, terör, şehitler, kargaşa ve hepsinden önemlisi umutsuzluk var. İnsanlar gün geçtikçe umutlarını yitiriyorlar. Mücadele etme umutsuzluğu Türkiye’nin bu noktadan sonra makus talihini değiştiremeyeceği ve dipsiz bir kuyuya yuvarlanacağı inancını hiç bir dönemde olmadığı kadar pekiştiriyor. Şiddet şiddeti, terör terörü besliyor. Ve bütün bunlar tek bir adamın, tek başına iktidar olma hevesleri uğruna inşa ediliyor. Başkanlık yolunda akan ve akıtılan her insan kanı cehenneme giden yolun taşlarını döşüyor. Yalnız bunlar iyi niyet taşları değil. Tanrısal bir kibrin döşediği kana boyanmış taşlar. Kanlı bir girdap içine çekilenler ise masum ve savunmasız siviller oluyor.

Siyasal söylemlerin sorumsuzca ve fütursuzca yapıldığı bir ortamda toplu sivil katliamlar kor bir ateş topuna dönüyor ve düştüğü yeri yakıyor. İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Suriye ve ülkenin dört bir yanı yanıyor. Yangına benzin dökenlerin kim olduğu ise apaçık ortada duruyor.

On dört yıllık AKP döneminin sonunda ortaya çıkan tablo aslında Türkiye’nin bütün sınıfsal kesimlerinin hayal kırıklığı demektir. Sınıf ayırt etmeksizin ister burjuva sınıfı ister işçi sınıfı olsun, başkanlık sistemi bütün kesimlerin üzerinden buldozer gibi geçecektir. Burada aldatılan yada aldanan Türkiye halkıdır. AKP hiç bir zaman aldatılmamıştır yada aldanmamıştır. O, Tayyip Erdoğan liderliğinde kendi iktidarına ortak yada muhalif gördüklerini yada kendi idealleri önünde engel teşkil edenleri tek tek ortadan kaldırmıştır. Demokrasi ve ılımlı İslam AKP’nin hiçbir zaman programı olmamıştır. Tayyip Erdoğan’ın kafasında Osmanlı İmparatorluğu dizaynlı bir padişahlık sistemine dayanan ümmetçi, gerici bir ulusal din devleti vardır. Ve bu anlayış gerektiğinde emperyalist devletlerle kol kola girmekten yada onlara karşıymış gibi görünmekten çekinmeden, halkı kandırarak emellerine ulaşma gayesinde yol almıştır. Artık son durak anayasa teklifinin referanduma götürülüp, halkın onayına sunulmasıdır.

İnsanlık tarihinin her döneminde olduğu gibi Türkiye halkının tek kurtuluşu devrimcilerin vereceği mücadeleden geçiyor. Bir zamanlar Karl Marks, “Devrimler tarihin lokomotifleridir.” demişti. Buna Walter Benjamin, “Devrimler tarihin imdat frenleridir.” diyerek karşılık vermişti. Günümüz Türkiye’sininde de imdat frenleri devrimcilerdir. Ve şu karanlık, umudun kırıntı haline, yıldırmanın ve korkutmanın devlet politikası haline geldiği ve getirildiği bir ortamda elimizden geldiğince Özgürlük Dergisi olarak tüm ezilenlerin ve muhalif Türkiye Halklarının yanında olacağımıza ve onlarla omuz omuza sonuna kadar mücadele edeceğimize olan inancımızı ve masum sivillere yönelik terör ve şiddet nereden gelirse gelsin karşı olduğumuzu haykırıyoruz.

KAHROLSUN FAŞİZM!

YAŞASIN DEMOKRATİK VE ÖZGÜR TÜRKİYE HALKLARI

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın